Anasayfa Atak Mail
Yeşilin en koyusundan kömürün en karasına
Zonguldak'ta devlete ait elektrik santralinin kurulduğu 1990'dan bu yana, kara ekonominin önemli parçası kömürlü termik santraller. Çatalağzı'nda halihazırda 3 termik santral var. Yenisi ise, planlama aşamasında

 Kömür denince akla ilk gelen yer Zonguldak. İşçi ölümlerine, etkilerinin yaşam hakkı üzerinden tartışılmasına, kenti saran yeşile eşlik eden siyahlığın eğreti yansımasına rağmen "kara elmas" olarak isim biçilen, zihinlerde elmaslaştırılan kömüre, kara ekonomiye bel bağlamak zorunda bırakılan kent. Bölgede devlete ait elektrik santralinin kurulduğu 1990 yılından bu yana, kara ekonominin halkalarından birini de kömürlü termik santraller oluşturuyor. Çatalağzı'nda halihazırda üç termik santral var. Yenisi ise, planlama aşamasında ve Yaşanabilir Zonguldak Platfomu'nun takip ettiği dava ile akıbetlenecek. Yeşilin en koyusu Kömürlü termik santrallerin, çevre ve insan sağlığı açısından önemli derecede olumsuz etkileri var. Kömürün yakılmasıyla, yayılan yüksek derecede zehirli kimyasallar hava, su, toprak ve gıdaya karışarak hayatı tehdit ediyor. Kömür, iklim değişikliği, asit yağmurları ve civa kirliliğine neden olmasının yanı sıra küçük partiküller ve radyasyon yoluyla geçen hastalıkların kaynağı. "Yeşilin en koyusu neredeyse geliyorlar orayı buluyorlar" diyor, termik santrallerin mantar gibi çoğaldığı Çatalağzı'nda yaşayan ve Platformu'un giriştiği hukuk mücadelesinin davacılarından biri. Kömürlü termik santraller, Çevre Kanunu gereğince, çevresel etki değerlendirmesine (ÇED) tabi projelerden. ÇED sadece bir hukuksal aşama değil oysa, Gerze'de, Zonguldak'ta halkların direnişlerinin ördüğü bir alan aynı zamanda. Karar vericilere karşı, çevrenin, yaşama hakkının savunusu için ses çıkarılan yer. Platformun açtığı dava da, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, aynı bölgede dördüncü santralin kurulması için verilen ÇED Olumlu Kararı'na karşı. Zonguldak halkı, gösterdikleri dayanışma ile binlerce liralık bilirkişi ücretini denkleştirerek, davayı keşif aşamasına getirdi ve geçtiğimiz haftalarda Zonguldak İdare Mahkemesi tarafından Çatalağzı'nda keşif incelemesi yapıldı. Keşif sırasında, kömür külü depolama barajlarının, mahallelere, köylere çok yakın olmasına, çocukların bu barajları oyun alanı olarak kullanmasına dair itirazlar ya da "kanser tedavisi görüyorum" diyerek çevre katliamı ile bedenini ilişkilendirenlerin sesi duyuluyor. ÇED ile ilgili devlet kurumları ile yapılan resmi yazışmalara baktığınızda ise, direnişin kurduğu söze, sorduğu sorulara cevapların fütursuzluğuna şaşırmamak elde değil. Örneğin bu resmi yazışmalardan birinde santral alanının kuru mutlak tarım arazisi olmasına karşın kamu yararı kararı alınmasına istinaden, tarım arazisi olsa da santralin kurulmasına izin veriliyor. Bölgede kanser hastalığının sıklıkla görülmesine ise cevap İl Kanser Danışma Kurulu'ndan şöyle gelmiş: "Bölgede çok sigara içiliyor, eğitim kurumlarında sigaranın zararları ile ilgili eğitimler veriliyor, çok da etkili". Zonguldak'ta halkın, kömürün yanmasıyla çıkan çevre ve insan sağlığına zararlı binlerce ton külün depolama sahası olmamasına dair bilgi edinme başvurusuna, hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hem de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'dan gelen cevaplar ise şöyle: "Bu konu ile ilgili Bakanlığımızın yetkisi yoktur." Peki kimin var? Çevrenin yok edilişine tanıklıklarını mücadeleye dönüştüren insanların, adaletin olmadığı toplumsal mutabakatına rağmen mahkeme salonları ve alanları dolduran varlıkları, onyıllara dayanan bir direnişin hakikatı. Keşifte, santralin faaliyeti sırasında denizden vakumlamayla su çekilmesi sırasında yumurtlama dönemindeki balıkların katledilmesi gibi pek çok soru havada dolaşırken, bakanlık görevlisi "devletlu"lerin sessizliği ve yerel olmanın dayanılmaz ağırlığıyla her defasında "Bakanlığımız" diyerek merkeze yollama yapması da aynı hakikatin diğer tarafı. 'ÇED olumlu kararı' mı? Platform, Ereğli-Amasra arası 78 km'lik hatta dokuzdan fazla termik santral projesinden bahsediyor. Bu santrallerin bir kısmı için ÇED süreci devam ediyor. Ancak, avukat Yakup Okumuşoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu raporlarının oranlarına dikkat çekiyor ve şöyle diyor: "İnanıyorum ki bu projelerin tamamı ÇED olumlu kararı alacaktır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın kümülatif etkiyi değerlendirmediği, değerlendirmeyi istemediği bir sistemde ve mevcut kopyala yapıştır ÇED sistematiği içinde bu kaçınılmaz". Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın web sitesinde yer alan istatistiksel rakamlar, bu öngörüyü açıkça doğruluyor. Eskisi gibi olmayacak Kömüre yaslanan kirli yatırımcılardan yana düzenlemeler ve uygulamalar nedeniyle kentlerin semalarını çoktan kapkara bir is kapladı. Bu olumsuzluklara karşın, ba(ğ)zı mahkeme kararları yine de kazanılmış bir alan. Ancak muktedir olanın hukuku engellemesi ile yeni bir mücadele yaşanıyor. Karabiga'dan, Hatay'dan, yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen, kararların uygulanmadığı haberleri geliyor. Bir ara kanun çıkar da yatırım geri dönülmez aşamaya gelirse tüm hukuksuzluklar aşılarak, iktidarın koruma çeperinin altına sığınılır ne de olsa. Oysa bir uçtan bir uca halkların direnişleri Gezi'de katmerleşti. Gezi, tam da bugün çevre, kent, halkın katılımı dilimize pelesenk edilmişken, tüm Türkiye’de halkların mücadele alanına dönüşen coğrafyada yaşanan daha doğrusu yaşattırılan pratiklere, politikalara karşı direnişlerin hikayesini daha yakından okumamızı da olanaklı kılıyor. Şöyle yazıyordu ya bir duvarda, "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak". Çevre ve yaşama hakkının, kamu yararı, memleket ihtiyacı gibi muğlak kavramlar içinde hapsolmaması için,Anayasa 'dan başlayarak bu hakların hukuk düzenine işlenmesi, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi, mevzuatın stratejik ÇED gibi etkin mekanizmaları içerecek şekilde eksiksiz olarak düzenlenmesi, uygulama mekanizmalarının oluşturulması ve elbette ki, halkın katılımının sözde değil, karşılıklı güvenin inşasıyla, halkın karar verici özneler olarak sesini duyurabileceği araçların ama her şeyden önce politikanın kurulması gerekiyor. * Haber : DENİZ BAYRAM* / Arşivi  Avukat, Greenpeace Akdeniz

 

 
Eklenme Tarihi : 10.09.2013
Okunma Sayısı: 1999
Yapılan Yorumlar(0)
Yorum Yaz / Tüm Yorumlar
Son İçerikler
Karabük - Zonguldak Demiryolu Onarıldı
Nostaljik Otomobilini Hurdalarla Modifiye Etti
Zonguldak'ta Yurtta Kalan Öğrencilerden Oda Eylemi
Maden Şehitleri Aileleri Dayanışma Derneği Açılışında Gözyaşı Aktı
5 Aylık Evli Madenci İş Kazasında Öldü
Anneler Günü İçin Şiir Dinletisi Düzenlendi
Türkali İlköğretim Okulu'ndan kan bağış kampanyası
Bolu Kara Doydu...
Gürbüz: 'Geriye dönülmez çevre sorunları yaşıyoruz'
Çatalağzı Belediye Başkanı Alim, Bayramı Vatandaşlarla Geçirdi
Alaplı'da Kurban Bayramı Her Sene Olduğu Gibi Geleneksel Kutlandı
Karabük Bölgenin Lideri Olma Yolunda
Kızılay Derneği Çatalağzı Şubesi"nden Kırtasiye Yardımı
Çatalağzı'nda "Alkol ve Uyuşturucudan Kurtulma Yolları" Hakkında Seminer Verildi
Filyos Irmağı Islah Projesi Yakında İhaleye Çıkıyor
Tüm İçerik>>
    
Arama
 
   
Üye Girişi
E-posta Adresiniz
Şifre
Şifremi Unuttum
Üye Olmak İstiyorum
 
İhbar Hattı
 
Köşe Yazıları
Gelik Ayiçi'li Dostlar Beykoz'da Buluştu   Gelik Ayiçi'li Dostlar Beykoz'...
Ertaner KARAKAŞ
Hayat bir nefesle başlar, Nefessizlikle biter..!   Hayat bir nefesle başlar, Nefe...
Kadir ORHAN
Duyurular
ACİL SATILIK EV ARSA VE TAVUKÇ...
14.04.2017
SATILIK ARSA
10.07.2015
ELEMAN ARANIYOR
09.07.2015
İşte Madencilik Faal. Genelge ...
01.08.2011
Kamuayuna Duyurulur... // 25....
19.02.2011
 
Anket
 
Beldemiz için yapılması gerekenler nelerdir?





     
 
Online Sayaç
Aktif Ziyaretçi : 34
Bugün Ziyaretçi : 16
Toplam Ziyaretçi :292966
 
Anasayfaİletişim Site Haritası